Necip Tosun ::: NECİP TOSUN’UN BÜYÜK EMEĞİ / SELİM İLERİ         
Necip Tosun
Hakkımda Yazılanlar 
 
 NECİP TOSUN’UN BÜYÜK EMEĞİ / SELİM İLERİ


Öykü, edebiyatımızın atardamarı deniyor ama, öykü sanatı üzerine, öykücüler üzerine git git daha az yazılıyor. Roman satış gözdesi; öykü üvey evlât.

Gerçi hep öyleydi. Yetişme yıllarımda iki eserden çok yararlandım: Cevdet Kudret'in ve Tahir Alangu'nun seçkileri; hikâyecilerimizi, romancılarımızı örneklerle inceleyen, yorumlayan seçkiler. Cevdet Kudret romana ağırlık vermişti, öykü de yazmış romancıları öne çıkarıyor, bu romancıların öykülerini ayrı, ikinci bir bölümde, özetin özeti bir anlayışla inceliyordu. Tahir Alangu daha insaflıydı; hiç değilse, sadece hikâye yazmışlara da geniş yer veriyor, bu yazarların verimlerini sanatkârca bir duyuşla yorumluyordu. Sonra Mehmet Kaplan'ın yabana atılamayacak hikâye tahlilleri yayımlandı. Yazık ki bu eser de o günlerin sağ-sol kamplaşmasında hak ettiği ilgiyi devşirmedi.

Kaplan'dan handiyse üç kuşak sonra Ömer Lekesiz Türk öyküsüne gönül verdi. Lekesiz'in örneklerle bezenmiş, her öykücümüze ayrı bir bölüm açmaya özenli, ciltler boyu süren çalışması... Ardı sıra bir suskunluk. Gerçi tek tek çalışmalar söz konusu ama, öykücülüğümüzü bir bütün içinde değerlendirme istekleri azaldıkça azalmış... Şimdilerde Necip Tosun'un Öykümüzün Kırk Kapısı'nı (Hece Yayınları) büyük bir zevkle, tadını çıkararak, için için tartışarak okuyorum. Kâmuran Şipal bölümünü yeni bitirdim. Usta Şipal'e kadar Halit Ziya, Ömer Seyfettin, Esendal, Refik Halit, Sabahattin Ali, Sait Faik, Tanpınar, Kemal Tahir, Samet Ağaoğlu, Orhan Kemal, Haldun Taner, Ümran Nazif, Tarık Buğra, Feyyaz Kayacan, Sabahattin Kudret, Vüs'at O. Bener, Oktay Akbal ve Nezihe Meriç.

Şipal'den sonra, Adalet Ağaoğlu, Bilge Karasu, Sevim Burak, Leylâ Erbil, Ayhan Bozfırat, Tahsin Yücel, Selçuk Baran, Adnan Özyalçıner, Oğuz Atay, Demir Özlü, Erdal Öz, Füruzan, Ferit Edgü, Sevgi Soysal, Rasim Özdenören, Tomris Uyar, Nursel Duruel, Sevinç Çokum, Mustafa Kutlu, ben ve Hulki Aktunç. Bu adlar listesini özellikle veriyorum: Değerli eserini kırk hikâyeciyle sınırlayan ya da sınırlamak zorunda kalan Necip Tosun "öykümüzün yol haritasının önemli duraklarını paylaşmak" istediğini belirtmiş. Hemen ekliyor: Kişisel bir seçim onunkisi. Adlar listesi bu bakımdan önemli.

Elbette herkesten herkese değişebilir. Örnekse, ben, Kenan Hulusi'yi ille kapılardan biri olarak görürdüm. Nahit Sırrı'yı da, başkalarını da. Bu listenin sonu yok aslında...

Sunuş yazısından öğrendiğimize göre Necip Tosun Öykümüzün Kırk Kapısı'na 2000'de başlamış; hikâyecilerin seçimi, eserlerin 'bütünlük' içinde okunması, nihayet yazım-yorumlama aşaması. Sonuçta çok yararlı bir eser kotarılmış. Çok yararlı diyorum, şunu da ekleyeyim: Öykümüzün Kırk Kapısı keşke öğretim alanında okutulsa. Öyle sanıyorum ki, genç kuşak bu kitapla Türk öykücülüğü üzerine bilgi edinmekle kalmayacak, bu kitaptaki yazarların eserlerini de okumak ihtiyacı duyacak.

Kendi adıma söylüyorum: Öykümüzün Kırk Kapısı'nda yepyeni yorumlarla, değerlendirişlerle yüz yüze geldim. Sözgelimi, Halid Ziya'nın hikâyelerini her zaman çok sevdim. Ama onun savaş izlekli hikâyelerine meğer hep teğet geçmişim. Tosun, "Kahramanlık yaklaşımlarının gözde olduğu bir dönemde", Halid Ziya'nın savaşa farklı baktığını, "ulus ve savaş yüceltmesi" yapmadığını saptamış.

Necip Tosun'un değerlendiriş ve yorumlarından etkilendiğimi söylemem yersiz; ama Feyyaz Kayacan, Nezihe Meriç ve Kâmuran Şipal bölümleri benim için ayrıca önemli, Ümran Nazif de. Hele Ümran Nazif! Bugünün okurunun büsbütün habersiz kaldığı Ümran Nazif üzerine yazılanlar, Öykümüzün Kırk Kapısı'nı bir kez daha taçlandırıyor.

Orhan Kemal bölümünü de unutmuyorum: Necip Tosun, son yıllardaki televizyon şöhretiyle değil, dile getirdiği İstanbul ve yurt acılarıyla Orhan Kemal'in hep yaşayacağını, asıl bu sebepten edebiyatımızda var olacağını özellikle belirtiyor.

Feyyaz Kayacan'dan "Lütfiye Abla'nın Unutkanlıkları"nı kim hatırlar, anar; değerli Necip Tosun "edebiyatımızın unutulmazları arasında" sayıyor. İyi ki saymış! Yayın dünyamızın bugünkü şamatasında yüreğe su serpen bir emek Öykümüzün Kırk Kapısı...

(2 Haziran 2013, Zaman)


Yayın Tarihi : 31.8.2015

 
         
Yorum yazmak isterseniz...
İsim
@-posta Adresiniz
@-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
Yorumunuz
Güvenlik kodu
 
  Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır
 
Okunma Sayısı: 1150