Necip Tosun ::: SÜRÜMDEN KAZANAN YAZARLAR VE KÂMURAN ŞİPAL         
Necip Tosun
Gündem 
 
 SÜRÜMDEN KAZANAN YAZARLAR VE KÂMURAN ŞİPAL


İçinde bulunduğumuz zaman diliminde edebiyat tam bir değer aşınması yaşıyor. 19. ve 20. yüzyıldaki o görkemli dönemlerinin çok uzağında. Sanki tüm dayanaklarını yitirmiş, insanlığa söyleyeceği, ileteceği hiçbir şeyi kalmamış gibi, popüler kültürün bir parçası olmak için çırpınıyor âdeta. Medyatik güç, küreselleşme dalgası, bütün bir insanlığı aynı şeyi sevdirmeye, aynı şeyden nefret ettirmeye ve ortak duygular oluşturmaya muvaffak olmuş gözüküyor. Edebiyatçı ancak oluşturulan insanlığın bu ortak ilgi alanına yaklaştığında, medyatik güç tarafından destekleniyor, gündeme getiriliyor. Pek çok edebiyatçı da bu güce teslim oluyor, bu büyüye, ışıltıya kapılıyor. Nitelikli edebiyatta direnenler ise oldukça sınırlı bir çevrede, yankısız kozalarını örmeyi sürdürüyorlar.

Bu anlamda edebiyat, bir değer üretmek, bir şeye karşı çıkmak, bir şeyi savunmak, insanlığın ortak mirasını çoğaltmak, yaygınlaştırmak işlevlerinden süratle uzaklaşıyor. Toplumu, insanı değiştirme, dönüştürme, ona hissetmediği duyguları sezdirme kabiliyeti ortadan kalkıyor. Yazar, öncelikle piyasanın, medyanın istek ve beklentilerine göre eserini oluşturuyor. Eserin içeriği değişiyor, yazarlar genel geçer temalarla eserlerini oluşturuyorlar. Ardından da en popüler tür hangisiyse yazarlar o türe yöneliyor. Böylece yazar, varolmanın, konuşulmanın, gündemde kalmanın bir parçası haline geliyor. (Şimdilerde popüler tür roman. Şairler, öykücüler bu türe yöneliyorlar.) Tabii her şey gündeme gelebilmek için. Bu da eserin geri plana itilip yazarın ön plana çıkması sonucunu doğuruyor. Çünkü medyatik güç ancak poplaştıracağı, starlaştırabileceği yazarları bünyesine kabul ediyor.

Bu arada markalaşma devreye giriyor. Çünkü yazarın karşısında artık okur değil müşteri var. Eser hızla metalaşıyor. Gazetelerde, televizyonlarda söyleşiler ayarlanıyor, gazetelerin kitap eklerinde boy boy ilânlar veriliyor. Bu kitabın niçin yazıldığı, nasıl yazıldığı, bu kitaptan ne anlaşılması gerektiği, niçin sevilmesi ve alınması gerektiği en ince ayrıntısına kadar okura iletiliyor. Bir aşamadan sonra kitap aradan çekilip, yazar öne çıkıyor. Pazarlamanın bir gereği olarak bir "yazar imgesi" yaratılıyor. Ama medya bu yazarı bir süre sonra tüketip çöplüğe atıyor. Hemen bir başka yazarı sürüme sokuyor. Çünkü sırada başka yazarlar da var. Sürümden kazanmak isteyen yazar en kısa zamanda yeni bir romanla yeniden sıraya giriyor. Bu döngü sürüp gidiyor.

Peki bütün bunlardan sonra geriye ne kalıyor? Edebiyat adına, kültür, birikim adına geriye ne kalıyor bütün bunlardan? Başkalarını bilemem ama bende bütün bunlardan sonra geriye sadece o boy boy fotoğraflar kalıyor. Hüzünlü, ciddi, ya da gülen yazar fotoğrafları. Kitabı bile hatırlamıyorum ama o fotoğraflar zihnimde uçuşup duruyor. Bir de Kamuran Şipal. Çünkü ne zaman yazdığı birkaç kitapla starlaşan yazarları görsem, gazete kitap eklerinde, dergilerde o bildik fotoğraflarla karşılaşsam aklıma hep aynı isim gelir: Kamuran Şipal. Düşünürüm: Bu topraklarda gerçekten bir Kamuran Şipal yaşadı mı? Sonra belleğimde bir resim ararım: nasıl biriydi, boyu posu nasıldı, neyi sever, neyi sevmezdi. Neler okurdu. Ama belleğimi boş yere yorduğumu görürüm sonra. Çünkü hiçbir resim canlanmaz zihnimde. O zaman yeniden kuşkuya düşerim. Gerçekten böyle biri yaşadı mı? Gazetelerin kitap ekleri, edebiyat dergileri, öykü antolojileri, eleştiri yazıları, öykü tarihimiz... Hayır, nafile. Böyle biri yok. Yaşamadı Kamuran Şipal. Beyhan (1962), Elbiseciler Çarşısı (1964), (Sait Faik Hikâye Armağanı 1965), Büyük Yolculuk (1969), Buhûrumeryem (1971), Köpek İstasyonu (1988) kitaplarını yazmadı. Franz Kafka, Hermann Hesse, Alfred Adler, Wolfgang Borchert çevirileri yapmadı.

Peki ne yapıyordur şimdi? Çeviri mi yapıyor, yeni bir öyküyle mi boğuşuyor. Bilinmez elbet. Kim bilir belki de bir yerlerde elinde ciddi bir edebiyat dergisi popüler bir yazarın fotoğrafına bakıyor, Türk edebiyatının geldiği yere, görsellik çağına hüzünle gülümsüyordur.



Yayın Tarihi : 19.9.2019

 
         
Yorum yazmak isterseniz...
İsim
@-posta Adresiniz
@-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
Yorumunuz
Güvenlik kodu
 
  Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır
 
Okunma Sayısı: 240