Necip Tosun ::: NECİP TOSUN’UN SON ESERİ: GÜNÜMÜZ ÖYKÜSÜ / HANDAN ACAR YILDIZ         
Necip Tosun
Hakkımda Yazılanlar 
 
 NECİP TOSUN’UN SON ESERİ: GÜNÜMÜZ ÖYKÜSÜ / HANDAN ACAR YILDIZ


Türk edebiyatında tür ve eser analizinde önemli bir yeri dolduran Necip Tosun'un kitapları; kendi içinde belli bir tutarlılığa sahip olmakla birlikte; yazarın önceki ve sonraki kitaplarıyla da bütünlük oluşturur. Yazar, eserlerinin içeriğini belirlerken, yapısını tasarlarken her birinin, öncesi ve sonrasıyla bütünlük oluşturmasını önemser. Fakat onun bu bütüncül bakış açısı ve yaklaşımı, eseri tekil olarak verimli olmaktan alıkoymaz. Minör ve majör analizin aynı anda ortaya konulduğu eserler, modern ve postmodern anlatım imkânlarından birlikte yararlanır. Böylece eleştirinin dahi eleştirisi yapılmış olur. Tıpkı öykülerinde olduğu gibi modern ve postmodern anlatım tekniklerinin sentezini yapan Tosun'un eleştiri kitapları, organik nitelik taşır. Eleştirinin haritası diyebileceğimiz eserlerin ilintisi üzerinde düşünülmelidir.

Heykelden resme, resimden sinemaya pek çok sanat dalı üzerine kafa yoran Tosun; genelde edebiyat, özelde ise öyküye odaklanmıştır. Geleneği ve buna nazire olarak yeniliği temsil eden, Mustafa Kutlu'nun ve Rasim Özdenören'in öykü anlayışını ele alan kitaplarının ardından yazar, öyküye daha genel yaklaşanModern Öykü Kuramı'nı kaleme almıştır. Söz konusu eserde, dünyanın öyküsü hem içerik hem de şekil açısından incelenmiştir. Dünya öyküsü kaleme alınırken "hikâye" yerine "öykü" kavramının tercih edilmesi elbette kasıtlı ve bilinçlidir. Bu eserin ardından gelen Öykümüzün Kırk Kapısı'nda ise, "Öyküde İkinci Yeni" diyebileceğimiz, 1950 kuşağını işleyen Tosun, yerli öyküyü mercek altına almıştır. Öyküde Tosun'un gelenek/yeni üzerine zihin jimnastiği hız kazanarak devam etmiştir. Yukarıda bahsedilen eserleri, Doğu'nun Hikâye Kuramı takip etmiştir. Doğu ile "hikâye" kavramının yan yana kullanılması dikkat çekicidir. Yerli öyküyü ele alarak ve kırk öykücünün eserlerini incelediği kitabında "öykü" kavramını kullanması, Tosun'un yerli öyküyü Batı'ya daha yakın bulduğunun işareti olsa gerek. Tüm eserlerde yazarlar kadar genel anlatım tekniklerinden de bahseder Tosun. Bu yönüyle ise, hem öyküye yeni başlayan ve öykünün a,b,c'sini sökmeye çalışanlar hem de öyküyle uzun süredir ilgilenenler için zengin bir kaynak oluşturur.

Göreceli olanla genel geçer olanı imbikten geçiren Tosun'un bakış açısı; reddiyeci değil, eleştiri dünyasında çok az rastlanacak kadar yapıcı, onarıcı ve bütünleştiricidir. Dışlayıcı değil kapsayıcıdır. Ayrıştırıcı dil kullanmayan yazar, özgünlüğü de göz ardı etmez. Her bir yapının kendi içindeki değerini öne çıkararak, onu genel yapıyla bütünleştirir. Tosun'un en büyük kaygısı, keşif ve ortaya çıkarma eylemidir. O, üstünü örtme ya da silme yöntemine asla başvurmaz. Eleştiri kavramını onarıcılık ve üreticilikle yan yana düşünür. Geçmişteki eserlerinde rastladığımız ve muhtemelen gelecekteki eserlerinde de karşılaşacağımız bu tavır Günümüz Öyküsü'ne de hâkimdir. 1980 sonrasının ele alındığı ve "öykü" kavramının tercih edildiği bu kitapta içerik ve şekilaçısından eserleri incelenen yazarlar şöyle sıralanmaktadır:

Necati Mert, Cemil Kavukçu, Ali Haydar Haksal, Hüseyin Su, Leyla Ruhan Okyay, Murathan Mungan, Sezer Ateş Ayvaz, Ramazan Dikmen, Ali Ulvi Temel, Zafer Doruk, Nazan Bekiroğlu, Ayşe Sarısayın, Jale Sancak, Kâmil Doruk, Özcan Karabulut, Yıldız Ramazanoğlu, Cihan Aktaş, Ahmet Kekeç, Nalan Barbarosoğlu, Cemal Şakar, Ethem Baran, Fatma Barbarosoğlu, Ayfer Tunç, Gökhan Özcan, Özen Yula, Müge İplikçi, Murat Gülsoy, Aslı Erdoğan, Sibel Eraslan, Aysun Kara, Behçet Çelik, Yekta Kopan, Yücel Balku, Melek Paşalı, Köksal Alver, Murat Yalçın, Başar Başarır, Ahmet Büke, SelvigülKandoğmuş Şahin, HasibeÇerko, Mehmet Harmancı, Mihriban İnan Karatepe, Sema Kaygusuz, Abdullah Harmancı, Faruk Duman, Şule Gürbüz, Güray Süngü, Akif Hasan Kaya, Handan Acar Yıldız, Aykut Ertuğrul.

Eserdeki yazar sıralaması doğum tarihine göre yapılmıştır. Günümüz Öyküsü'nü daha iyi anlamak bağlamında, Dünyanın Öyküsü Derneği'nde 12 Aralık 2015 tarihinde gerçekleştirilen okuyucu buluşmasında yazarımızın yaptığı açıklamaları dikkate almakta yarar var. Buradaki söyleşide Necip Tosun; herhangi bir yazın türünün, şiir, roman ya da öykünün, eleştiriden daha üstte ve değerli olduğunu ifade etmiştir. Hiyerarşik bir sıralama yapılacak olsa yazarın eleştirmenden daha üst konumda bulunduğunun altını ısrarla çizmiştir. Kitaba giren yazarların nasıl tespit edildiği konusuna da açıklık getiren Tosun'un "Bir yazar sizin gözlem alanınıza nasıl giriyor? Bir yazarı nasıl takip ediyorsunuz?" sorusuna verdiği cevap önemlidir. Necip Tosun en çok merak edilen noktalardan birini şu şekilde aydınlatmıştır: "Yirmi yıllık süre içerisinde yeni çıkmış kitapların neredeyse tamamını okudum. Atladığım kitap çok azdır. Dergileri de takip ederim. Oradan yakaladığım yazarlar olmuştur. Bir kitabı ele alırken edebi kriter ve adalet anlayışıyla değerlendiririm. Bununla birlikte kitaba alacağım yazar sayısını sınırlı tutmak zorundaydım. Benim kitaba alamadığım ama değerli olan pek çok yazar bulunmaktadır. Keşke daha çok sayıda Günümüz Öyküsü kitabı çıksa ve daha çok yazar ele alınabilse." Günümüz Öyküsü'nde, son dönem öykücülüğümüzün dil, anlatım biçimi ve yazınsal tercihiyle öykücü kimlikleri belirginleşmiş yazarları odak alınmakla birlikte, öyküye ait sorunlar, yönelimler ve kuramsal yaklaşımlar da öne çıkar, son dönem öykücülüğümüzün ana hatları belirlenmeye çalışılır. Bu çalışmayı isimler odak alınarak değil, ortak duyarlıklar, sanat anlayışları bağlamında, başka bir deyişle gruplar, yönelimler, akımlar şeklinde yapmak mümkünken isimler üzerinden gidilmesinin nedeni;"Bu tür sınıflandırmalar, anlama/kavrama açısından bir kolaylığı bünyesinde taşısa da içinde hep bir yanlışlığı barındırdığından tercih edilmedi." şeklinde ifade edilir. Günümüz Öyküsü, yazar tercihlerini şiddetle önemsemiş, benzerlikleri ortaya çıkardığı kadar farklılıkları da ortaya koymuştur. Bu hassasiyet kitabın Sunuş kısmında şöyle dile getirilmiştir: "Gerçekten de yaşanan tecrübelere baktığımızda, grupların/sınıfların bağımsız yazarlık kurumunu incittiğini ve tartışmanın da burada yoğunlaştığını görürüz. Bu nedenle sadece isimler ve bu isimler bağlamında akımlar, dönemler, anlayışlar incelendi."

Edebiyatın, sanatın sonuçta bireysel bir etkinlik olduğu gerçeğinin altı çizilir. Günümüz Öyküsü'nün amacı, 1980 sonrası dönemin izini sürerek son dönem öyküsüne ilişkin bir birikim oluşturmak, dikkat çeken isimleri bir bütünlük içinde aktarmak olarak ifade edilir.

Aslında kendisi bir öykücü olmasına karşın Necip Tosun, sadece öykü yazmakla kalmıyor, öykücülere bir yol haritası da çıkarıyor. Öykücüler Necip Tosun gibi bir eleştirmen olduğu için şanslılar. Çünkü yazınsal bir tür olarak öykünün neliğine ilişkin büyük bir çaba sarfediyor.

Türk Dili Dergisi, Sayı: 769, Ocak 2016.


Yayın Tarihi : 26.3.2016

 
         
Yorum yazmak isterseniz...
İsim
@-posta Adresiniz
@-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
Yorumunuz
Güvenlik kodu
 
  Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır
 
Okunma Sayısı: 1103